Hikâyede anlatıcı bakış açısını bulmak için önce olayları kimin aktardığını, sonra bu kişinin neleri bilip neleri görebildiğini belirleyin. Anlatımda “ben” kullanılması tek başına yeterli değildir; anlatıcının olayların içinde olup olmadığına ve karakterlerin düşüncelerine erişip erişemediğine de bakmalısınız.
Anlatıcı ile yazar aynı kişi midir?
Anlatıcı, hikâyedeki olayları okura aktaran sestir; yazar ise metni oluşturan gerçek kişidir. Bir hikâyede anlatıcı “Ben o gün istasyona erken vardım,” diyebilir. Bu cümledeki “ben”, metindeki anlatıcıdır; yazarın gerçekten istasyona gittiğini göstermez. Bu ayrım, metni yorumlarken kurmaca anlatımı gerçek yaşamla karıştırmamanızı sağlar. Konunun bağlantılı bir yönünü Dersler kategorisindeki ilgili yazılar yazısında bulabilirsiniz.
Bakış açısı ise anlatıcının olayları hangi konumdan ve ne ölçüde bilgiyle aktardığını belirtir. Anlatıcı hikâyenin içindeki bir karakter olabilir ya da olayları dışarıdan aktarabilir. Bu yüzden anlatıcının kim olduğu ve bakış açısının ne olduğu birbiriyle ilişkili olsa da aynı soru değildir.
Anlatıcı bakış açısı türleri
Kahraman anlatıcı
Kahraman anlatıcı olayların içindedir ve yaşadıklarını kendi ağzından anlatır. Genellikle “ben” veya “biz” ifadeleri kullanılır: “Kapıyı açtım, fakat içeride kimseyi göremedim.” Anlatıcı kendi duygularını ve düşüncelerini aktarabilir; başka kişilerin aklından geçenleri ise doğrudan bilemez. Başkalarının ne düşündüğünü anlatıyorsa bunu onların sözlerinden, davranışlarından ya da kendi tahmininden çıkarmış olmalıdır.
Gözlemci anlatıcı
Gözlemci anlatıcı olayları dışarıdan aktarır. Bir kamera gibi kişilerin görülebilen davranışlarını ve duyulabilen sözlerini anlatabilir; karakterlerin zihninden geçenleri kesin bilgi olarak vermez. “Mert pencereye yaklaştı, perdeyi araladı ve hızla geri çekildi,” cümlesi gözlenebilir hareketleri bildirir. Mert’in neden korktuğu açıklanmadığı için okur bu nedeni metindeki ipuçlarından çıkarır. Gözlemci bakış açısı bu sınırlı bilgiyle tanınır.
Hâkim (ilahi) anlatıcı
Hâkim anlatıcı, olayların dışında durur ve karakterlerin duygu ya da düşüncelerini aktarabilir. Birden fazla kişinin zihninden geçenleri bilmesi, geçmiş olayları açıklaması veya geleceğe ilişkin bilgi vermesi mümkündür. “Ece gülümsüyordu; oysa arkadaşının bu kararından ne kadar incindiğini kimse anlamamıştı,” cümlesinde anlatıcı Ece’nin görünüşünün ötesindeki duygusunu da bilir. Hâkim bakış açısı, yalnızca üçüncü kişi anlatımıyla değil, anlatıcının geniş bilgi alanıyla ayırt edilir.
Bir hikâyede bakış açısı nasıl bulunur?
- Kişi kullanımını inceleyin: “Ben” ve “biz” anlatıcıyı olayların içine yerleştirebilir. “O” ve kişi adları ise dışarıdan anlatımı gösterebilir; ancak tek başına bakış açısını kesinleştirmez.
- Anlatıcının konumunu sorun: Olayları yaşayan bir karakter mi konuşuyor, yoksa dışarıdan biri mi aktarıyor?
- Bilgi sınırını test edin: Anlatıcı yalnızca davranışları mı bildiriyor, bir karakterin iç dünyasını mı biliyor, yoksa birden çok kişinin düşüncelerine mi erişiyor?
- Metinden kanıt seçin: Kararınızı kişi ekine ve anlatıcının bildiklerine dayandırın. Yalnızca tek bir zamire bakarak hüküm vermeyin.
Bu adımlar, anlatıcı bakış açısını metindeki kanıtlarla belirlemenizi sağlar. Örneğin bir bölüm “Odaya girdim” diye başlayıp daha sonra başka bir karakterin gizli düşüncelerini kesin biçimde açıklıyorsa anlatımın bilgi sınırını yeniden değerlendirmeniz gerekir. Metnin devamı, ilk izlenimi değiştirebilir.
Kısa örneklerle ayırt edelim
Örnek 1: “Yarış başlamadan önce çok heyecanlıydım. Düdük çalınca koşmaya başladım.” Olayları yaşayan kişi kendi duygu ve hareketlerini anlatıyor; bu, kahraman anlatıcıdır.
Örnek 2: “Selin çantasını sıranın yanına bıraktı. Defterini açtı, sonra kapıya baktı.” Anlatıcı yalnızca dışarıdan görülebilecek hareketleri veriyor. Selin’in aklından geçenleri açıklamadığı için bu parçada gözlemci anlatım vardır.
Örnek 3: “Deniz sonucu merak ediyordu. Öğretmeni ise açıklamayı biraz ertelemeye karar vermişti.” Anlatıcı iki kişinin de iç durumunu bildiğini gösteriyor. Bu bilgi genişliği hâkim anlatıcının işaretidir.
Sık karıştırılan noktalar
- Üçüncü kişi, otomatik olarak hâkim anlatıcı demek değildir. “O kapıyı kapattı” cümlesi, anlatıcının karakterlerin düşüncelerini bildiğini kanıtlamaz.
- Birinci kişi kullanımı, anlatıcının her şeyi bildiği anlamına gelmez. Kahraman anlatıcı kendi deneyimiyle sınırlı bilgi sunar.
- Bakış açısı, olayların konusu değildir. Aynı olay; olaya katılan bir kişi, dış gözlemci veya geniş bilgiye sahip anlatıcı tarafından aktarılabilir.
Mini test
- “Durağa vardığımda otobüs çoktan gitmişti. Bir süre ne yapacağımı düşündüm.” Bu parçanın anlatıcısı hangi türdedir?
A) Gözlemci anlatıcı
B) Kahraman anlatıcı
C) Hâkim anlatıcı - “Arda masadaki bardağı aldı. Bir yudum içti ve bardağı yerine bıraktı.” Anlatıcı Arda’nın düşüncelerini açıklamıyorsa bu parçada hangi bakış açısı kullanılmıştır?
A) Gözlemci
B) Hâkim
C) Kahraman - “Aslı, kardeşinin sustuğunu fark etti. Kardeşi ise söyleyeceği sözün onu üzeceğinden korkuyordu.” Anlatıcı, kardeşin iç dünyasını da bildiriyor. Bu durum en çok hangi bakış açısıyla ilişkilidir?
A) Kahraman
B) Gözlemci
C) Hâkim
Cevap anahtarı
- 1. B: Anlatıcı kendi yaşadığı olayı birinci kişiyle aktarıyor.
- 2. A: Yalnızca dışarıdan gözlenebilen hareketler verilmiş.
- 3. C: Anlatıcı, olayları yaşayan kişinin yanı sıra kardeşin düşüncesini de biliyor.

Yorumlar kapalı.