Bebeklikten çocukluğa geçişin en keskin virajı olan 2 yaş dönemi, ebeveynler arasında genellikle “korkunç iki” (terrible twos) olarak adlandırılır. Ancak gelişimsel açıdan bakıldığında bu dönem, aslında çocuğun kendi bireyselliğini ilan ettiği, “ben de buradayım” dediği çok kritik bir bağımsızlık aşamasıdır. Çocuk artık kendi isteklerinin farkına varır ancak bunları ifade edecek dil becerisi veya duygularını kontrol edecek mekanizması henüz gelişmemiştir. Bu dengesizlik, meşhur öfke nöbetlerini, yerlere atmaları ve her şeye “hayır” demeleri beraberinde getirir. Ebeveyn için sabır testi olan bu süreç, doğru yönetildiğinde çocuğun özgüvenli bir birey olmasının temellerini atar.
Öfke Nöbetlerinin Perde Arkası: Neden Şimdi?
Çocuğunuzun aniden bir marketin ortasında ağlama krizine girmesi veya istediği bir şey yapılmadığında kendini yere atması, onun “yaramaz” olduğu anlamına gelmez. Bu yaş grubundaki çocuklarda beynin mantık yürüten kısmı (prefrontal korteks) henüz çok hamdır; ancak duyguları yöneten bölge (amigdala) oldukça aktiftir. Dolayısıyla, hayal kırıklığına uğradığında bunu mantıklı bir şekilde dile getirmek yerine, vücudu üzerinden büyük patlamalarla dışa vurur. Bu dönemdeki hırçınlıkların temelinde genellikle açlık, uykusuzluk, aşırı uyaran (kalabalık, gürültü) veya engellenmişlik hissi yatar.
Kriz Anında Sakin Kalma Sanatı ve Ebeveynin Rolü
Bir öfke nöbeti sırasında ebeveynin de çocukla birlikte bağırması veya öfkelenmesi, ateşe körükle gitmek gibidir. Çocuk, duygularını nasıl yöneteceğini ebeveynini izleyerek öğrenir. Kriz anında yapılması gereken ilk şey, güvenliği sağladıktan sonra sakin bir şekilde yanında beklemektir. Ona “seni duyuyorum, şu an çok kızgınsın ve ben sakinleşene kadar buradayım” mesajını vermek, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Krizin ortasında uzun uzun nasihat vermek işe yaramaz; çünkü o sırada çocuğun mantık merkezi kapalıdır. Sakinleşme gerçekleşene kadar fiziksel temas (eğer izin veriyorsa sarılmak) veya sadece sessizce yanında durmak en etkili yöntemdir.
Seçenek Sunarak Kontrol Hissini Paylaşmak
2 yaşındaki bir çocuğun en büyük ihtiyacı kontroldür. Her şeyin onun adına karar verilmesi, bağımsızlık dürtüsünü kısıtlar ve çatışmayı artırır. Bu çatışmayı minimize etmenin yolu, ona sınırlı seçenekler sunmaktır. “Bugün ne giymek istersin?” yerine “Mavi kazağı mı giymek istersin yoksa kırmızıyı mı?” sorusunu sormak, son kararı ona bırakırken sizin çizdiğiniz sınırlar içinde kalmasını sağlar. Seçenek sunmak, çocuğa kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğu hissini verir ve gün içindeki “hayır” savaşlarını ciddi oranda azaltır.
Rutinlerin Gücü ve Geçiş Süreçlerini Yönetmek
Belirsizlik, küçük çocuklar için en büyük stres kaynağıdır. Günlük rutini belli olan (yemek, uyku, oyun saatleri sabit olan) çocuklar kendilerini daha huzurlu hissederler. Özellikle bir aktiviteden diğerine geçişlerde (parktan eve dönmek, oyunu bırakıp banyoya gitmek gibi) kriz çıkması çok olasıdır. Bu geçişleri “5 dakika sonra parktan çıkıyoruz” veya “son kez kayıyoruz, sonra gidiyoruz” gibi ön uyarılarla yönetmek, çocuğun zihnini yeni duruma hazırlamasını sağlar. Zaman kavramı tam gelişmediği için bu uyarıları somutlaştırmak (bir şarkı bitince veya kronometre çalınca gibi) süreci daha da kolaylaştıracaktır.
Olumlu Davranışı Pekiştirmek ve Etiketlemeden Kaçınmak
Ebeveynler genellikle çocuk yaramazlık yaptığında tepki verirken, uslu durduğunda veya bir şeyi başardığında bunu fark etmeyebilirler. Oysa olumlu davranışı “Harika bekledin, sabırlı olduğun için teşekkür ederim” diyerek fark etmek ve takdir etmek, o davranışın tekrarlanma olasılığını artırır. Ayrıca çocuğa “inatçı”, “huysuz” gibi etiketler yapıştırmaktan kaçınmak gerekir; çünkü çocuklar kendilerine yakıştırılan bu kimlikleri zamanla benimserler. Unutulmamalıdır ki, bu sadece bir gelişim evresidir ve doğru bir rehberlikle, bu hırçınlıklar yerini daha uyumlu bir sosyal beceriye bırakacaktır.
Bu dönemi bir savaş alanı değil, bir eğitim süreci olarak görmek hem sizin hem de çocuğunuzun psikolojik sağlığı için paha biçilemezdir. Sabırla ve sevgiyle kurulan her sınır, çocuğun gelecekteki karakterinin en sağlam tuğlası olacaktır.





Yorumlar kapalı.